Patentin koruma kapsamında kalan üretim ve ticari faaliyette bulunulmasa dahi aynı patentin tescili için başvuru yapılması da patente tecavüz oluşturacağı..

PATENT BELGESİNE TECAVÜZ, HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MENİ, REFİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin her türlü atığın geri dönüşüm, geri kazanım, tekrar kullanım ve bertarafı ile ilgili olarak her türlü makine, teçhizat ve ekipmanın imalatı, alımı ve satımı işleri ile faaliyetlerini yürüttüğünü, bu hususta müvekkilinin ürettiği ve ortaya çıkardığı buluş niteliğindeki yöntemlere ilişkin olarak patent tescillerine önem verdiğini ve patent tescilleri gerçekleştirdiğini, bu çerçevede müvekkili tarafından hissedarı olduğu şirketin kurulduktan sonra “Biyolojik İşlemler Sonucu Elde Edilen Organik Gübre Yönetimi” başlıklı patentin TPMK nezdinde 2018/11391 sayı ile tescil edildiğini, davalının müvekkilinin hissedarı olduğu şirketin ortaklarından … babası olduğunu, şirketin eski yönetim kurulu başkanı ve marka patent vekili …’nun şirketin eski ortağı … babası olan davalı … adına TPMK nezdinde gizli patent başvurusuyla 2020/03940 sayı ile tescil başvurusunda bulunduğunu ve bu başvurunun müvekkiline ait olan 2018/11391 tescil numaralı patente tecavüz eder nitelikte olduğunu, davalının bu patent başvurusuna herhangi bir arge çalışmasına dayandırmadan yaptığını, müvekkilinin patenti ile birebir benzer olduğunu ve bu eylemlerinin müvekkilinin patentten doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkili adına tescilli 2018/11391 tescil numaralı patent belgesine tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i ve şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, davalının TPMK’ya tescil başvurusunda bulunduğu 13/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin de, davacının da henüz patent hakkını elde etmediğini, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun nihai kararlarının beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin yasal bir merci olan TPMK’ya müracaatının kendiliğinden tazminat hakkı doğurmayacağını, haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin buluşuna dair istemleri, davacının buluşunun istemleri ile aynı ise, Kurumun en son yapılan patent müracaatını yeni olmadığı için reddedeceğini, dolayısıyla Kurumun zaten göz önüne alacağı bir hususun mahkeme önüne getirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin bir şekilde patent hakkını alsa dahi, bu durumda bile açılacak davanın tazminat davası değil, patentli buluşun yeni olmaması nedeniyle hükümsüzlük davası olacağını ve ortada davacının buluşuna tecavüz eden bir eylemin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 15/03/2022 tarihli 2021/228 E. – 2022/64 K. sayılı kararıyla; “…Tüm dosya kapsamı deliller bilirkişi raporu ve Türk Patent Kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davacının başvuru ve buluş sahibi olduğu 07/08/2018 başvuru tarihli ve 2018/11391 nolu patent başvurusu henüz kesinleşmemiş ve kesinleşmiş bir istem takımı bulunmamakta, yine davalı tarafça başvurusu yapılan 2020/03940 nolu patent başvurusu da henüz başvuru aşamasında olup tescil edilip edilmeyeceği belli değildir. Dolasıyla ortada kesinleşmiş bir patent tescili bulunmadığından patent başvurularının karşılaştırılması mümkün değildir. Davalı tarafın Türk Patent Kurulu’na patent başvurusunda bulunmaktan başka davacı tarafın dayandığı patent başvurusuna konu herhangi bir üretim satış vs. ticari faaliyet davacı tarafça iddia ve ispatlanmış değildir. Patent başvurusunda bulunmak tek başına SMK’nın 141. maddesi anlamında patentten doğan haklara tecavüz teşkil etmez. Bu itibarla davacının patent hakkına tecavüzüne dair talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin talebine gelince; davalı tarafın patent başvurusu yapmasından başka haksız rekabete vücut verecek davalı tarafın herhangi bir eylemi ve üretimi vs. bulunmadığından, dava dilekçesinde bahsedilen şirket payı devirlerinin dava ile ilgisinin bulunmadığı ve böylece davalı tarafın haksız rekabetinin de söz konusu olmadığı” gerekçesiyle davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece davalının davaya konu patente tecavüz oluşturacak bir kullanımı olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava aynı zamanda davalının haksız rekabette bulunduğu iddiasıyla da açıldığını, bu konuda Mahkemece hiç bir değerlendirme yapılmadığını,Müvekkilinin başvurusunu yaptığı patentle ilgili kullanım haklarını ortağı olduğu … tic. A.Ş. ‘ne 15/08/2018 tarihli inhisari lisans sözleşmesi ile verildiğini, ancak ortaklar arasına yaşanan sorunlar nedeniyle bir kısım ortakların paylarını devretmeleri sonucunda halen şirkette müvekkili ile birlikte … hissedar olarak kaldıklarını,Müvekkilinin patent başvurusunu yapan patent vekili …’nun 11/02/2020 tarihli azilname ile müvekkili tarafından azledildiğini, durumun kendisine bildirildiğini,…’nun 13/03/2020 tarihinde haksız rekabet teşkil edecek şekilde davalı adına davaya konu patentin tescili için başvuru yaptığını,Müvekkilinin patent başvurusu ile birebir aynı içerikte olan patentin gizli olarak tescili için başvuru yapılmasının müvekkiline ait patente tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu,

Müvekkili tarafından davalının patent başvurusuna itiraz edildiğini ve itiraz sürecinin halen devam ettiğini, Davalının eyleminin patente tecavüz olmayacaksa da TTK’nun 54 ve devamı maddelerinde tanımlanan haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk. Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 07/08/2018 başvuru tarihli, 2018/11391 tescil başvuru numaralı “BİYOLOJİK İŞLEMLER SONUCU ELDE EDİLEN ORGANİK GÜBRE YÖNETİMİ” başlıklı patent başvurusunun davacı adına, 13/03/2020 başvuru tarihli, 2020/03940 başvuru numaralı “ATIKLARIN ENERJİYE, GÜBREYE VE YAPI MALZEMESİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İÇİN ÜRETİM YÖNTEMİ VE TESİSİ” başlıklı patent başvurusunun ise davalı adına yapıldığı, her iki patenin de henüz tescil işlemlerinin devam ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi’nce bilirkişi heyetinden alınan 18/02/2022 havale tarihli raporda; davalının üretimine ait bilgilerin, üretim alanının mevcut olmaması ve olsa dahi tecavüzün belirlenmesi için yapılan üretimin ancak yerinde incelenmesi ve işlem adımlarının takip edilmesi ile bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu nedenle dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davalının davacı adına olan 2018/11391 tescil numaralı patent başvurusundan doğan haklara tecavüz veya haksız rekabet teşkil eden eyleminin tespit edilemediği belirtilmiştir.

G E R E K Ç E :Dava; davalının davacı adına tescil başvurusu yapılmış 2018/11391 tescil başvuru numaralı patent belgesi ile aynı olduğu iddia edilen 2020/03940 tescil başvuru numaralı patentin tescili için başvuru yapmasının patente tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti, men ve ref’i ile maddi ve manevi tazminat taleplidir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; her iki tarafın da tescil için başvuru yaptıkları patentlerin henüz tescil edilmedikleri, tescil işlemlerinin devam ettiği tespit edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece tarafların tescillerinin devam etmesi ve davalının davacının tescil başvurusu yaptığı patentin koruma kapsamında kalan herhangi bir üretim, satış vs. ticari faaliyette bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispatlanmadığı, patent başvurusunda bulunmanın tek başına SMK’nın 141. maddesi anlamında patentten doğan haklara tecavüz teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava dilekçesinin hukuki yorumunun Mahkemeye ait olduğu, davacının kendisi adına patent başvurusunu yapan patent vekilinin, davacı tarafından bu görevinden azledildikten sonra bu kez davalı adına aynı patentin tescili için başvuru yaptığının iddia edilmiş olmasına göre, davacının patent hakkının gasp edilmesi nedeniyle patentten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla dava açtığının kabul edilmesi gerektiği, 551 sayılı KHK’dan farklı olarak SMK’nun 141/1-ç maddesinde patent hakkının gaspının patente tecavüz olarak sayıldığı, bu nedenle patentin koruma kapsamında kalan üretim ve ticari faaliyette bulunulmasa dahi aynı patentin tescili için başvuru yapılması da patente tecavüz oluşturacağından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece her iki tarafın patent tescil başvuruları incelenerek, davacının davalıya ait patent tescil başvurusuna konu patent üzerinde SMK’nun 109. maddesi anlamında hak sahibi olup olmadığının araştırılması, hak sahibi olduğu tespit edildiği takdirde her iki tarafın patent başvurularının sonuçlanması beklenerek, tescil edilmeleri halinde davacının patenti ile davalının patentinin istemleri karşılaştırılarak, davacının patent haklarının davalı tarafından gasp edilip edilmediği, bu şekilde davacının patentten kaynaklanan haklarına tecavüzün söz konusu olup olmadığına dair inceleme yapılarak karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

Bir yanıt yazın